Etrafımıza baktığımızda bir çok değişik canlı türü görmekteyiz ,neden burada bu şekilde oldukları Evrim teorisiyle açıklanmaya çalışılmaktadır.Teoriler genelde insanları tatmin etmez ve dikkate alınmazlar. Bize mutlak doğruyu söyleyenler kanunlardır şeklinde bir algı vardır ve teoriler yeterince geliştiklerinde kanun olurlar gibi eğitim sisteminden kaynaklı yanlış bilgiler vardır.Kanun fenomenin ne olduğunu söyler Kütle çekim kanunu cisimlerin birbirlerine kuvvet uyguladığını söyler fakat nasıl sorusunu sorduğumuzda cevap veremez,elma ağaçtan yere düşmektedir fakat nasıl düşmektedir burada teoriler devreye girer.Kütle çekim teorisi ,evrim teorisi,devre teorisi,hastalık yapıcı mikrop teorisi bu teoriler modern biyoloji ve mühendisliğin temellerini oluşturmaktadırlar.

 

Evrim bir kanundur elmaların yere düşmesi gibi,laboratuvar ortamında veya fosil kanıtlarıyla gözlemlenmiştir.Evrim teorisi ise nasıl sorusuna cevap verir.Eski Yunan’dan beri canlıların nasıl zaman içinde değiştiği ile “evrim teorileri” bulunabilmektedir.Evrim teorisini çürütmeniz evrim olayını yok etmez daha başarılı bir açıklama getirirsiniz.

Teoriler açıklayabildikleri alan kadar güçlüdürler,Newtonun kütle çekim teorisi yüksek hızlarda çalışmaz ve eksiktir,bu eksiği Einstein kapatmıştır fakat Einstein’ın da teorileri eksiktir.Teoriler zaman içerisinde üst üste eklenerek güçlenirler eksik oldukları yanlış oldukları anlamına gelmez sadece geliştirilmeleri gerekir bazıları da toptan yıkılabilir tabi.

Darwin’in evrim kuramı tabii ki de eksiktir ve kendisi de bunu bilmektedir.Evrim tam anlamıyla nasıl gerçekleşmekteydi,canlılar çocuklarına özelliklerini nasıl aktarmaktaydı, popülasyon içinde varyasyon nasıl yaratılıyordu? Bu soruların cevabını genetik çalışmalar sayesinde bilmekteyiz fakat Darwin yaşadığı zaman nedeniyle bilemezdi.

Gelecekten Darwin’in Mendel’e teşekkürü

Aslında Darwin ve Mendel kısada olsa aynı zaman diliminde yaşadılar fakat birbirlerinden haberleri olmadı.

 

Mendel manastırda öğretmenlik yaparken aynı zamanda bezelye bitkileri üzerinde deneyler gerçekleştirmekteydi ve genetiğin temellerini attığının farkında değildi.Çalışmalarını bilimsel topluluklara anlattığında çok fazla ciddiye alınmadı ve çalışmaları 35 yıl boyunca unutuldu.

Günümüzde evrim teorisinin çalışma mekanizmalarının temelinde genetik bulunmaktadır.Darwin’in Mendel’den haberi olsaydı evrim teorisini daha geliştirebilirdi. Fakat biz biliyoruz,bir canlı doğal seçilime uğradığında aslında canlıyı inşa eden genetik bilgi seçilime uğramaktadır.Genler dışarıdaki dünya ile direkt etkileşmez ürettikleri makineler etkileşime geçer ve ortama en çok adapte olan(bir çok mekanizma olabilir) canlının bilgisi gelecek kuşaklara aktarılır.Genetik bilgideki değişim(eşeyli üreme,mutasyonlar) popülasyonda neden varyasyon oluştuğunu açıklar.Aynı ebeveyne sahip olmanıza rağmen kardeşinizden genelde farklısınızdır.

Genetik bilgide biriken küçük veya büyük değişimler uzun zaman ile birleşince dramatik farklılaşmalara yol açmaktadır.Fare benzeri bir canlıyla başlayarak Fil türüne ulaşabilirsiniz.Yaşam ağacında çoğu dal kurudur, çevreye adapte olabilmek ve ani değişimlere dayanabilmek zordur.

Nasıl ?

 

Darwin, HMS Beagle gemisi ile araştırma gezisinde gittiği noktalardan canlı örnekleri toplamaktaydı.

Gezi sürecinde gidilen en ilginç noktalardan biri de Galapagos Adalarıdır.Bu 14 büyük ada Güney Amerika kıtasınının 1000 km batısında yer alır ve en önemli özelliği izole olmalarıdır.

Adalar ana karadan çok uzak olsada yaşam bir şekilde yolunu bulmuştur.Darwin topladığı canlı örnekleri eve döndükten sonra incelemeye başladı,neden farklı adalardan toplanan ispinozlar farklı gaga şekillerine sahipti?Kuşlar farklı adalarda yaşamaktaydılar ve yaşadıkları adada bulunan baskın besin türü değişmekteydi örneğin bir adada çok miktarda kaktüs çiçeği veya sert kabuklu bulunabilir.Kaktüs çiçeği ile beslenen türler kerpetene benzer ince uzun bir gagaya sahip olanlar çiçeklerdeki nektara daha kolay ulaşabileceği için avantaja sahip olacaktır ve popülasyonda bu özellik yayılacaktır.Benzer şekilde kabuklu yemişleri kırmak için güçlü gagaya sahip olanlar seçilecektir.

Bütün genler eşit değildir

Araştırmacılar kaktüslerin ve kabuklu yemişlerin ana besin kaynağı olan farklı adalardan topladıkları ispinoz yumurtalarından kuşların embriyonik gelişimlerini incelediler.Gaga yapımında rol oynayan proteinleri üreten genin aynı olduğu farkedildi farklı olan şey ise genin ne zaman ve ne kadar aktif olduğuydu.Bu farklılık gagayı üreten genlerde değil onları kontrol eden genlerden kaynaklanmaktaydı.Varılan sonuç ise bütün genler eşit değildir, bazı genler diğerlerinin patronudur ve çalışmalarını düzenlemekteydi.

Hox genleri

Hox genleri neredeyse bütün hayvanlarda bulunur ve vücut planlarını düzenlemekte görevlidir.Hox genleri tanımladıkları vucüt bölümlerinin sırasına göre uygun bir şekilde kromozom üzerinde düzenlenmişlerdir.Baş kısmından sorumlu olan genler, Hox gen kümesinin sıra olarak başında bulunur.Hox proteinleri DNA’ya bağlanarak diğer genler üzerinde düzenleyici görev alırlar,gaga örneğinde gördüğümüz gibi patron veya yönetmenlik görevi almaktadırlar.Transkripsiyon faktörler olarak hücre bölünmesi,yıkımı ve farklılaşmasını yönetebilirler.

 

Hox genlerinin vucüt mimarilerini yönettiğini biliyoruz peki bu genlerde mutasyon,kopyalama veya silinme yaşanırsa nasıl sonuçlarla karşılaşırız?

Balıklarda bulunan yüzgeç, araba sürmek veya uçmak için kullanılabilir hale gelir.Örneğin insan,kedi,balina ve yarasanın kökenleri aynı fakat fonksiyonları farklı organları incelebilir.Evrimsel süreçte mimariler en baştan inşa edilmez, elde olan üzerinde küçük değişimler meydana gelir,mikro evrim moleküler veya organ düzeyinde olabilir bu olaya eksaptasyon denir.Küçük değişimler milyonlarca yıl boyunca birikir, türleşme ve makro evrimi doğurur.

 

Kollar ve bacaklar

Karada yaşayan kol veya bacak türevlerine sahip canlıların bir ortak atası olmalıdır.Bu ortak ata,ara form olarakta görülebilir.Buradaki fosilin ismi Tiktaalik olarak geçmektedir ve yaklaşık 365 milyon yıl önce yaşamıştır,bu uzun süreçte Tiktaalik’in yaşadığı sıcak su havzası donmuş bir dağa dönüşmüştür.Balıktan farklı olarak ön yüzgeçlerde karaya adaptasyonu sağlayacak deşiğimler meydana gelmiştir.Sadece yüzgeçlerde değil gözler ve boyunda suyun dışına çıkışı kolaylaştıracak adaptasyonlar kazanmıştır.

 
 

İnsan DNA’sının yaklaşık %2’si protein kodlar ve %50’si kopyala yapıştırdan oluşmaktadır.”Çöp DNA” olarak adlandırılan ve protein üretmeyen kısımlar aslında çok önemlidir.Bu kısımlar trankripsiyon faktörlerinin bağlanması, bazı fonksiyonel RNA’ların üretilmesi,telomerlerin ve sentromerlerin oluşumu gibi süreçlerde görev alır.

Sonuç olarak teoriler sürekli olarak test edilirler, her testi başarıyla geçtiklerinde daha da güçlenirler fakat tek bir uyumsuz tahmin binlerce başarılı tahmini yok sayar ve teorinin tekrar gözden geçirilmesi veya geliştirilmesini gerektirir.Genetik ile güçlenmiş evrim teorisi şuana kadarki sınavları başarıyla geçmiştir fakat yine de eksiktir.Yaşam Darwin’in tahmininden daha karışıktır,kendisi bu probleme ortadan giriş yapmıştır problemin altında yaşamın başlangıcı üstünde ise ekosistemin evrimi bulunur.Darwin’in tehlikeli fikri biyolojiden çıkarak fizik,kimya,sosyoloji,psikoloji,bilgisayar bilimleri gibi alanları da geliştirmekte veya reforme olmaya zorlamaktadır.

— Teorileri anlamak adına: Bütün kuğular beyaz değildir. —

— Kaynaklar —

https://youtu.be/ov00SrBwjKQ

Related Post

Bir Cevap Yazın