Uncategorized

Türkiye’de Girişimcilik | Sefa Mumay

Girişimcilik, ülkemizde gittikçe değer kazanan ve kazanmaya da devam etmesi gereken bir alandır. Özellikle son zamanlarda oluşan girişimcilik ekosistemi ve Dünya’da bu alanda yapılan örnek işler, ülkemizde de bu alana olan ilginin artmasına sebep olmuştur. Standart düzenden sıyrılıp yenilikçi işler yapmak isteyen herkes inovatif girişimlerin peşinden koşuyor. “Üniversiteden mezun olan herkes iş bulmak zorunda değil.” sözünü sıkça duymaya başladık. Peki o zaman neden üniversiteler var? Bunu şu şekilde anlatabiliriz; Sistem, artık bizleri üniversitelerde öğrendiğimiz bilgileri sosyal fayda sağlayacak şekilde inovatif yöntemlerle birleştirerek yenilikler üretmeye itiyor. Yani girişimci olmaya!

Durumlar böyleyken, ülkemizdeki ilginin bu alana kayması da normal karşılanan bir durumdur. Son dönemlerde girişimcilik ekosistemindeki hibeler, kuluçka merkezleri, hızlandırma programları benzeri destek programlarının sayısı hızlı bir artış gösterdi. Tüm bu programlar, birçok elemenin ardından katılımcılar arasından seçim yapıyor. Peki juriler başvuruları neye göre değerlendiriyor? Bu durumun bir matematiği olmamakla birlikte, değerlendirmelerde üst sıralara çıkmak için bazı püf noktalar mevcuttur. Özgüven ve kararlılık bunların en önemlileri arasında yer alıyor. Olumlu bir değerlendirme için, projenize/fikrinize önce siz inanmalısınız. “Ben buradayım, kararlıyım ve gücüm yettiğince çalışmaya hazırım.” imajı, değerlendirme sonucunu oldukça etkileyen bir faktördür. Yeni bir fikir, juriler tarafından FINER kuralına göre değerlendiriliyor;

Feasible (Uygulanabilir),

Interesting (İlgili),

Novel (Yenilikçi),

Ethical (Ahlaki),

Relevant (Tema ile alakalı).

“Buraya kadar her şey tamam ama, biz nasıl fikir üretebiliriz ki?” sorusu da sıkça sorulan bir soru. Bir fikrin karşısındaki en büyük engel kişinin konfor alanına bağlı yaşamasıdır. Konfor alanı, kişinin beyninin bazal metabolizmada sıkışmasına sebep olur. Sürekli aynı yerlere gitmek, her gün aynı yolu kullanmak, aynı mekanlara gitmek ve farklılığa açık olmamak, bizleri konfor alanına iter. Fikir üretmeyi hedefleyen kişi öncelikle bu alandan uzaklaşmalıdır. Hemen ardından, bolca gözlem ve gözlem sonucu konuya duyulan merak duygusunun oluşumu geliyor. Merak ettiğimiz şeyin üzerine düşünüyoruz, düşündüğümüz şey mantıklı gelince de sorguluyoruz. Sorguladıkça bilgi topluyoruz, bu bilgiler bir araya geldikçe de proje fikrimiz ortaya çıkıyor.

Bunun dışında sık yaptığımız bir diğer hata ise, fikir oluşumunun bireysel bir eylem olduğunu düşünmemizdir. Ben de bunun böyle olduğunu düşünürdüm; biri fikir deyince aklıma ya lambadan çıkan cin gelirdi, ya da Bakırköy’deki düşünen adam heykeli. Ancak en güzel fikirler, toplu bir ortamlarda, karşılıklı düşünce alışverişi ile oluşuyor. Öyle ki, Starbucks’ların büyük toplantı masaları yurtdışında fikir üretmek için kullanılıyor, o amaçla tasarlanıyor; ülkemizde gibi instagram hikayeleri için değil! 🙂

Fikir tipleri 3’e ayrılır;

– Çalıntı Fikirler: Utanç verici sonuçlar doğurabilir.

– Benzetme Fikirler: İyi yapıldığı zaman takdir edilebilir, gittigidiyor örneği bu kısımda çok önemli bir detay olarak gözümüze çarpıyor. eBuy’ı kopyalayıp, Türkiye’nin en pahalı exit yapan start-up’ı olarak eBuy’a satıldı.

– Yenilikçi Fikirler: Yüzleri güldürür, amaca ulaştırır. En doğru yoldur, dikkat çeker.

Gel gelelim projenin sonuç kısmına. Sonucu başarılı da olsa başarısız da olsa tüm girişimler deneyim kazandırır. Bu deneyim, başarı kaynaklı ise daha çok başarmaya; başarısızlık kaynaklı ise tekrar deneyip başarmaya itecektir. Nelson Mandela “Ben asla yenilmem!” der. Böyle bir söz normal şartlarda egolu, iddialı bir söz olarak algılanabilir. Ancak sözün devamı şöyle; “Ya kazanırım, ya da ders alırım!”

Son olarak; Hayatı bulduğu gibi bırakan insanlardan olmayın. Ulaştığınız hiçbir başarı, ulaşabileceğiniz en üst başarı değil. Sürekli çalışın, daha çok çalışın, kafayı kıracak kadar çalışın. Henüz yapabiliyorken koşabildiğiniz kadar koşun ve tüm hedeflerinize ulaşmayı deneyin. Engellerin üzerinden atlayın, engel sayısı, sonuçtan alacağınız haz miktarı ile doğru orantılı olacaktır. Başarı, ancak o zaman sizi tatmin edecektir.

Girişimle kalın!

Sefa Mumay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir