Güncel

5 Temel Adımda, 21. Yüzyılda nasıl multidisipliner olunur?

 Dikkat: Bu yazıyı okumadan önce
geri alamadığın saatlerini, yerine koymanın çok zor olduğu enerjini ve belki de bir bilinmezlikle harcadığın sermayeni kaybettin.
Peki ya en başa dönüp, ne yapacağını tam olarak bilerek başlayabilseydin?

        Yakından takip ettiğim ve düşüncelerine ayrı bir değer verdiğim Alman filozof Nietzsche’nin hiçbirimizin aklından çıkmaması gereken ve bu yazıya neden ihtiyaç duyduğumuzu biraz daha açıklayabilecek olan çok güzel bir sözü var:
“Derisini değiştirmeyen yılan, kafasını değiştirmeyen insan ölmeye mahkumdur.”

            Aynı nehirde iki kere yıkanamadığımız bu dünyada geçmiş on yılların/yüzyılların stratejileriyle ve olaylara bakış açısıyla günümüzde başarılı olabileceğimizi söylemek pek de inandırıcı olmaz. Teknolojinin durdurulamaz gelişimiyle birlikte her alandaki rekabet, üstel bir şekilde artış gösterdi. Başarılı olmanın tanımı size göre hala aynı olsa bile yönteminin değiştiği su götürmez bir gerçek. Peki bu değişen dünyanın değişen rekabet ortamında sizi diğerlerinden bir adım öne taşıyacak olan kavramlar neler?

  • Multidisipliner yaklaşım
  • Özgünlük
  • Sorgulama cesareti ve becerisi
runner-rivalry-career-fast-track.jpg

           Benim için bunların arasından en çok öne çıkan ise olaylara, durumlara ve kişilere multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşabilmek. Aslında kısacası, multidisiplinerliği hayatın her alanında uygulayabilmek. Çünkü bu bakış açısı bildiklerinizi sentezlemek adına sizi zaten sorgulamaya itecek ve sorgulama sonucunda ulaştığınız sonuç da özgünlüğünüzü yansıtacaktır.

Peki ya multidisipliner olmak için gerekli olan en önemli 5 adım nedir?

1* MULTİDİSİPLİNERLİĞİ ANLAMAK

          Öncelikle yapmamız gereken, bu ana kadar konuştuğumuz ve konuşmaya devam edecek olduğumuz bu kavramı, gerçekten ne olmak istediğimizi anlayabilmek. Kelimenin kendisini incelemeye başladığımız zaman zaten ilk adımımızın ne olduğunu görebiliyoruz. Multi-disipliner, yani çok branşlı, çok alanlı olmak ve bu alanlarda gerekli bilgiye sahip olmak.

            Sakıp Sabancı’nın çok değerli cümlesinden yola çıkacak olursak, “Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bileceksiniz.” Hayatta karşılaştığınız sorunlarda her zaman içinde bulunduğunuz ortamın sınırlarını aşarak, farklı disiplinlerden öğrendiğiniz bilgileri o disipline ait olmayan bir soruna uyarlamaya çalışın. Bu yaklaşım sizin çözüme ulaşma ihtimalinizi artıracaktır. Çünkü siz artık aynı bıçakla değil, birden fazla ve keskinlikleri değişken bıçaklarla ekmeği doğramaya çalışacaksınız.

  • Bazen ekmeğiniz sert olacak ve ihtiyacınız olan bıçağı bulmak uzun sürecek.
  • Bazen en çok çabaladığınız anda elinizi keserek ümitsizliğe kapılacaksınız.
  • Bazen ekmek kendiliğinden ayrılacak ve siz aslında hiçbir zaman bıçağa ihtiyacınız olmadığı yanılgısına düşeceksiniz.

        Ancak kesin olan bir şey var ki, siz bıçakları birbirine sürterek bilediğinizde o bıçaklar başlangıçta olduklarından çok daha güçlü bir hale gelecek ve sizin işinizi kolaylaştıracaktır.

2* ÖRDEK OLMAYIN!

         Her alanda bilgi sahibi olmanın ördek olmak anlamına gelmediğini unutmayın. Ördekler hem karada gider, hem derede yüzer hem de uçarlar. Ancak ne bir çita gibi koşabilir, ne bir balık gibi yüzebilir ne de bir kartal gibi uçabilirler. Bu yazıdaki her şeyi unutsanız da aklınızda kalması gereken en önemli nokta “Ördek olmamak” olmalıdır. Hayatınızın belli bir döneminde ilgi duyduğunuz her alanda kendinizi geliştirebileceğinize ve birden fazla işi aynı anda, en iyi şekilde yürütebileceğinize inanacaksınız. Ne var ki, bunun gerçek olmadığını anlamak çok fazla zamanınızı almayacaktır.

            Ancak inandığınız ve kendi hayal dünyanızda yarattığınız gerçeklikten kurtulabilmek pek de kolay olmayacaktır. Bu yüzden yapmanız gereken, bir işe başlarken veya farklı konulara ilgi duyarken ihtiyacınız olan seviyeyi ve sizin için önem derecesini belirlemeniz olacaktır. Merak ettiğiniz her konuyu 10 üzerinden belirli parametrelere göre puanlayın. Örnek vermem gerekirse:

  • Sizin ihtiyacınız
  • İlginiz
  • Dünyadaki önemi
  • Verim için harcayacağınız emek
  • Yaygın bir bilgi olup olmaması (Herkes tarafından öğrenilmeye çalışılması, örneğin ‘yapay zeka’)

            Bu değerlendirmeniz sonucunda zaten asıl önem vermeniz gereken konular karşınıza çıkmış olacaktır. Size de işe o konularda uzmanlaşarak, diğerlerinde ise her zaman merak dürtünüzü harekete geçirecek kadar besinini vererek uzun vadeli bir strateji oluşturmak kalacak. Nicelikler kişiden kişiye değişebilir ancak kendimden örnek vermem gerekirse ben 2 farklı alanı kendime seçerek bu konularda araştırmalarımı yoğunlaştırmaya başladım: Din-Bilim-Felsefe ilişkisi ve 2. Dünya Savaşı tarihi.

          Hayatımın bir döneminde yaşadığım bu spesifik alanların üstüne düşme deneyiminin, beni bambaşka bir insan haline getirdiğini söyleyebilirim. O zamana kadar hiç kitap okumamış biriyken 2 günde kitap bitirir hale gelmiştim. O başlangıç noktası sayesinde 3 yıl sonra bile, her gün en az 50 sayfa kitap okumayı ihmal etmiyorum ve işin en güzel yanı şu anda o okuduğum kitaplar sayesinde edebiyat, sanat, iş geliştirme, biyografi gibi her alandaki kitapları okuyabiliyorum. Eminim ki siz de kendi önem sıralamanıza göre belirlediğiniz 2-3 alandan uzmanlaşmaya başlayarak yola çıkarsanız işin sonunda evrildiğiniz nokta, içine girdiğiniz her ortamda söz hakkı elde etmenizi sağlayacaktır.

3* BİRBİRİNE UZAK 2-3 ALANI SEÇİN

         Basit bir betimlemeden yola çıkacak olursak yapbozun parçalarını düşünün. Her birinin aslında birbirinden farklı sınırlarının olduğunu fark edeceksiniz. Ancak günün sonunda o büyük resme ulaşabilmek için birleştirdiğiniz o farklı parçaların sınırlarının, aslında tam da birbirlerini tamamlamak için var olduğunu göreceksiniz. 

         Aynı parçanın binlercesinden oluşan bir yapbozun nasıl bir görüntüye sahip olabileceğini hayal edin, pek de hoş olmazdı değil mi? İşte siz de birbirine uzak olarak nitelendirdiğimiz alanları simgeleyen parçaların, yapbozun bir bölgesinde birleşerek anlamlı bir bütün oluşturduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.

            Benzerlik ve aynılıktan elinizden geldiğiniz kadar kaçınmaya çalışın, çünkü bu kavramlar sizi bayağılığa sürükleyecektir. 3. Adımımızın aynı zamanda size özgünlüğünüzü oluşturmada da büyük bir katkıda bulunduğunu unutmayın. Birbirinden alakasız ve kulağa saçma gelen, ilk bakıldığında alakasız görülen ve hatta belki de sizinle dalga geçilen (“Bilim neredeee, felsefe nerede? Biri nasıl, biri neden der; tarafını seçmelisin.” gibi) bu alanların size belki de henüz var olmayan ve kimsenin benimsememiş olduğu bir yaklaşım tarzını kazandırabileceğini asla unutmayın.

             Zaten eğer fikrinizle dalga geçilmiyorsa yeterince yaratıcı değilsiniz demektir. Var olanın üstüne sadece koyarsanız kırmızı tuğlaların boyunu artırarak bir duvar örmekten başka bir şey yapmazsınız. Ancak kırmızı tuğlaların yanına sarıyı, maviyi, beyazı getirirseniz; günün sonunda dünyanın en güzel sanat eserini yaratma şansınız bile vardır, ‘inşa ettiğiniz şeyin hala bir duvar olmasına rağmen’.

4* ORTAK NOKTALAR

             Şu anda önünüzde bin parçadan oluşan bir yapbozun dağınık halinin olduğunu düşünün. Sizden yapbozu yapmaya başlamanızı istediğimde odaklandığınız şeyin parçaların ortası, kendisi veya tamamen bir bütünü olmadığını fark ettiniz mi? Odaklandığınız ilk şey parçaların kenarları oldu, o parçadaki resme bakmadan dahi önce bunu yaptınız. Çünkü bu problemin üstünden gelebilmek için o parçadaki resmin ne kadar güzel olduğundan veya resmin hangi kısmını içerdiğinden daha önemli bir şeyin olduğunun farkındasınız. Onunla birleşme potan-siyeline sahip ve bir araya geldiğinde anlamlı bir şekle bürünecek olan diğer parçaları bulmak.

             İşte siz de hayatınızda tam olarak bunu yapmalısınız. Günün sonunda oluşturmak istediğiniz yapbozun parçalarını birbirinden farklı alanlarda ararken onların içeriğine bakmanın yanı sıra birbirleriyle ilişkilendirebileceğiniz noktalara odaklanın, ‘kenarlara’. Bilim ve felsefe ise seçtiğiniz konu şayet, o zaman bilim ve felsefenin ortak noktalarını bulmaya çalışın. Tüm bilimlerin temelinde aslında felsefi bir kökün olduğunu fark edin. Bütün bunları yaparken de bir alanın ağırlığını dengesiz bir şekilde artırarak dengeleri bozmadığınızdan emin olun, ortak bir zemin arayın.

İpucu:  ‘Ortak’ nokta ararken, ‘orta’ noktalara bakmanın sizi en hızlı şekilde çözüme ulaştıracağını unutmayın. İki alanın da birbirine en yakın olduğu mesafeye yaklaşmaya çalışın.

5* HARMANLAYIN, TUTARSIZ OLMAYIN

             5. Adıma gelene kadar birçok alanda kendinizi eşik değerine kadar bilgilendirmeye karar vermiş, kendinize özel 2-3 birbirinden uzak alan seçerek bunlarda uzmanlaşmaya ve ortaK noktalarını bulmaya başladıysanız sırada son adımımız var. Bu alanların kesişimleriyle başladığınız süreci sakın sadece yapboz parçalarının kenarlarıyla bırakmayın.

           Bazen elinize öyle parçalar gelir ki kenarları birbirine uyar, tam oturur. Ancak parçaların kesişimleri dışında sahip oldukları kendilerine has özelliklere baktığınızda aslında bu parçaların birbirleriyle uyumlu bir bütün oluşturmadığını, oluşturamadığını fark edersiniz. Bu tip hataları engellemek için de seçtiğiniz alanları birbirine harmanlamaya çalışın, tutarsız olmayın. 

            Belki de yapbozu sadece kesişim noktalarına bakarak ve parçaları birleştirerek tamamlayabilirsiniz. Ancak günün sonunda yapbozunuz anlamlı bir resim üretmiyorsa veya 1000 parçalı yapbozunuzun sadece sol üst köşesindeki birkaç parça yanlış eşleşmişse bile bu sizin bütün resminizin değerini düşürecektir. En zayıf halkanız sizin değerinizi ölçmede kullanılacak en hassas nokta olacaktır.

             Bu sebeple yapbozunuza koyduğunuz/koymak istediğiniz her parçanın birbiriyle uyumlu ve tutarlı olduğundan emin olun, harmanlayın. Bu başlık altında verebileceğim en iyi örnek Rönesans dönemine damgasını vurmuş olan Leonardo da Vinci’dir. Kendisinin neden bu başlık altındaki en uygun kişi olduğunu anlamak için bir Google araması yapmanız yeterli. Wikipedia’daki kısa özeti okuyacak olursanız:

Peki size cevabı bende olmayan bir soru:
*Sizce Leonardo da Vinci döneminin en iyi filozofu muydu? En iyi astronomu, mimarı, matematikçisi, mühendisi miydi?

*Cevabınıza ek olarak:
Peki sizce da Vinci iyi bir filozof muydu?
İyi bir astronom, mimar, mühendis…. miydi?

             Belki de bu hayatta yapmanız gereken bir alanda en iyi olmak yerine, birden çok alanda iyi olmaya ve bunları birbirine harmanlayarak daha önce yapılmamış olana ulaşmaya çalışmaktır, dünyaya yeni bir pencereden bakabilmektir. Çünkü şu anda o dönemin en iyi mimarı, astronomu… yerine herkesin hatırladığı, bildiği ve ilham aldığı kişi “Leonardo da Vinci”.

             Ruben Chavez’in çok sevdiğim bir sözü var: “5 yıl sonra olacağın insan, tamamen bugün okuduğun kitaplara, izlediğin filmlere, dizilere; zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin yazışmalara, konuşmalara göre şekillenecek.” Kendinizi 5 yıl sonra görmek istediğiniz halde misiniz veya görmek isteyeceğiniz şekilde mi çalışıyorsunuz?

              O halde hala hiçbir şey için geç değilken, hayatınızın her alanına bu 5 adımı uygulayarak büyük hedefinize ulaşmadaki ilk ve en önemli görevinizi başarıyla tamamlayın. 5 adımın da birbirinden vazgeçilemeyecek derecede birbirine bağlı bir bütünlük oluşturduğunun farkında olun. Multidisipliner bir yaklaşımla tarihe adını yazdırmış birçok isim (Bu kişiler hezârfen olarak kabul edilir) olduğunun farkında olun:

  • Leonardo da Vinci (öyle sanıyorum ki tekrar yazmama gerek yok…)
  • Benjamin Franklin (yayımcı, yazar, mucit, felsefeci, bilim insanı, siyasetçi ve diplomat)
  • Isaac Newton (fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof, ilahiyatçı)
  • Galileo Galilei (astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi)
    ve daha niceleri…
  • Kim bilir belki de bir gün siz?

    Bu ilham verici reklamı sizlerle paylaşmasam olmazdı:

             Çılgın olun, uyumsuz olun. Karelerle dolu yerde yuvarlak olun. Olayları farklı görün ve bunu yapabilmek için de bakış açınızı genişletin, multidisipliner olun. En önemlisi de hiçbir zaman inancınızı ve umudunuzu kaybetmeyin, bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü, onu farklı kılın.

Bahrican Yeşil

Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği

5 Temel Adımda, 21. Yüzyılda nasıl multidisipliner olunur?” üzerine 2 yorum

  1. Muhteşem bir yazı olmuş emeğine yüreğine sağlık çok teşekkür ederim bu güzel yazı için 🤗💕

Bir Cevap Yazın