Koronavirüs salgınının 2019 sonunda Çin’de ortaya çıkmasından bu yana birçok ülkede bu hastalığa karşı çalışmalar devam ediyor ve ülkeler kendi politikalarını uygulayarak bu salgından az hasarla kurtulmak istiyorlar. Uygulanan politikalardan biri de geçtiğimiz haftalarda İngiltere Başbakan’ı Boris Johnson’ın bahsettiği ‘’Sürü Bağışıklığı (Herd Immunity)’’dır. Peki bu uygulanan sistem nedir ve genel olarak hastalıklarda ne kadar etkili olmuştur, ondan bahsedelim.

Sürü bağışıklığı, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar veya uygulanan aşılarla bir popülasyonun büyük bir çoğunluğunun enfeksiyona karşı bağışık hale gelmesiyle meydana gelen ve böylece bağışıklık sistemi güçlü olmayan bireyler için de bir koruma sağlayan toplumsal bir yöntemdir. Bireylerin büyük bir kısmının bulaşıcı hastalığa karşı bağışıklık kazanması sonucu hastalığın bulaşma sıklığı düşer; bu durum enfeksiyon zincirinin bozulmasına ve hastalığın yayılmasının yavaşlamasına ya da tamamen durmasına neden olur.

Bir popülasyonda bağışıklık kazanmış bireylerin sayısı ne kadar fazla olursa bağışıklık kazanmamış bireylerin hastalıkla temas etme olasılığı da o kadar düşer ve bireylerin hastalıktan korunmasına yardımcı olur. Belirli bir eşik değere ulaşıldığında, sürü bağışıklığı popülasyondaki hastalığı ortadan kaldırır. Aşı yoluyla da sağlanan sürü bağışıklığına en güzel örneklerden birisi çiçek hastalığıdır. Aşı 1977 yılında çiçek hastalığını yok etmiş ve buna ek olarak diğer hastalıkların sıklığının da azalmasına yardımcı olmuştur. Buna karşın, aşı karşıtlarının ortaya çıkması sürü bağışıklığı sistemini zora sokmuş ve önlenebilir hastalıkların sağlık sistemi iyi olmayan topluluklarda kalmasına veya geri dönmesine neden olmuştur. Şu açıklamayı da ekleyelim: Sürü bağışıklığı tüm hastalıklar için geçerli değildir; sadece bulaşıcı, yani kişiden kişiye geçebilen hastalıklar için geçerlidir. Buna verilebilecek örneklerden biri tetanoz hastalığıdır.

Sürü Bağışıklığının Etkileri

Sürü bağışıklığının toplumlar üzerindeki etkilerini etkilerini inceleyelim.

Bağışıklığı Olmayan Kişiler: Bazı kişiler aşı olduktan sonra bağışıklık geliştiremez veya tıbbi nedenlerle aşı olamazlar. Bazı aşılar, pasif bağışıklığın aşıyı etkisiz hale getirebilecek olması nedeniyle ya da güvenlik endişesiyle yeni doğan bebeklere uygulanmazlar. HIV/AIDS, lenfoma, lösemi, kemik iliği kanseri,  dalakta işlev kaybı, kemoterapi veya radyoterapi gibi nedenlerden dolayı bağışıklık sistemi yetersizliği olan kişiler, daha önce sahip oldukları bağışıklıklarını kaybetmiş olabilirler ve yapılacak olan aşıların onlar için herhangi bir faydası olmayabilir. Bağışıklık olmamasına ek olarak, bu kişilerin tıbbi durumları nedeniyle de enfeksiyondan kaynaklanan komplikasyonları geliştirme riski daha yüksek olabilir, ancak nüfusun büyük bir yüzdesi bağışıksa yine de korunabilirler.

Evrimsel Baskı: Sürü bağışıklığı, belirli virüsler üzerinde evrimsel bir baskı olarak hareket eder ve bu durum da sürü bağışıklığından kaçabilen ve daha kolay yayılabilen yeni suşların viral evrimini etkiler. Moleküler düzeyde virüsler, antijenik sürüklenme yoluyla sürü bağışıklığından kaçabilir. Alternatif olarak, dolaşımda daha fazla suş olduğunda viral genom segmentlerinin veya antijenik kaymanın yeniden sınıflandırılması da yeni serotipler (alt tür düzeyinde oluşan yeni gruplar) üretebilir.

Hastalıkların Ortadan Kaldırılması: Sürü bağışıklığı bir popülasyonda yeterli bir süre için kurulmuş ve korunmuşsa hastalık kaçınılmaz olarak ortadan kaldırılır. Eradikasyon(bir hastalığı veya sorunu yok etmek), bulaşıcı hastalığın yayılmasını kontrol etmek için halk sağlığı girişimlerinin nihai etkisi veya nihai sonucu olarak düşünülebilir. Eradikasyonun faydaları ise; hastalığın neden olduğu tüm morbidite ve mortaliteyi sonlandırmak, bireyler, sağlık hizmeti sağlayıcıları ve hükümetler için finansal tasarruflar ve hastalığı kontrol etmek için kullanılan kaynakların başka yerlerde kullanılmasını sağlamaktır.

Bugüne kadar sürü bağışıklığı ve aşılama kullanılarak iki hastalık ortadan kaldırıldı: sığır vebası ve çiçek hastalığı. Ayrıca günümüzde sivil huzursuzluk ve modern tıbba güvensizlik bunu zorlaştırsa da, sürü bağışıklığına dayanan eradikasyon çalışmaları çocuk felci için de devam etmektedir.

Sürü bağışıklığı, toplumlar birlikte hareket eder ve gerekli önlemleri alırsa daha etkili olur. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bir kişinin bağışıklığı yeterli olmasa bile hastalıktan korunabilir. Günümüzde bu Koronavirüs salgınında Dünya genelindeki ülkelere baktığımızda sürü bağışıklığı sistemini uygulayan ülkelerden biri İsveç’tir. İsveç’te hükümet, salgın ortaya çıkıp Dünya geneline yayıldığından beridir karantina yöntemine gitmemiştir. Halk Sağlığı Dairesi Epidemiyoloğu Anders Tegnell, halkı yoğun bir şekilde bilimsel verilerle virüse yönelik bilgilendirdiklerini, halkın da tavsiyelere uyduğunu söylemiştir.

Yazar

Ayça Nur DEMİR

Marketing

Related Post

Bir Cevap Yazın